Neler Yapıyoruz ?

FİZYOTERAPİ

Çocuk fizyoterapisi ya da çocuk rehabilitasyonu kapsamında doğum öncesi, doğum sırasında ya da doğum sonrasında ortaya çıkan, çocuğun fiziksel ve mental gelişimini kısıtlayan hastalıklar (örn: serebral palsi, spina bifida, inme, genetik bozukluklar, kas hastalıkları vb.) değerlendirilmektedir. Bu hastalıklarda kas tonusunda ve kasların kontrol ve koordinasyonunda sorunlar oluşur. İlerleyen zamanlarda kas-iskelet sisteminde ikincil hasarlar (kontraktür gibi) ortaya çıkabilir. Kas-iskelet sistemi bozukluklarının yanı sıra görme, konuşma, yutma ve bilişsel fonksiyonlarda bozukluklar da eşlik edebilir.

Bilişsel fizyoterapi desteğinde de; çocuğun/kişinin öğrenme ve davranışsal problemilerinin kaynağında eğer fiziksel problemler ve gerilikler mevcut ise bu alandaki detaylı değerlendirme sonrası terapi programı oluşturulur.

ERGOTERAPİ

Başta otizm, epilepsi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi psikiyatrik hastalıklar olmak üzere farklı birçok hastalığın da tedavisinde başvurulan; sağlığın ve refahın artırılmasını amaç edinen danışan merkezli bir sağlık mesleğidir.

Öncelikli hedef kişinin yaşam kalitesini arttırarak toplumsal hayata katılımını sağlamaktır. Zihinsel, fiziksel, duyusal, görsel, sosyal, çevresel, duygusal alanlarda zorluk çeken, özel tedaviye ihtiyaç duyan, dil gelişiminde yaşanan problem nedeniyle konuşmakta sıkıntı yaşayan, davranışsal anlamda problem çektiği için uyum sağlamada zorluk yaşayan kişilere uygulanır. Ergoterapi her yaş grubundaki kişiye uygulanabilir.

Ergoterapistler(iş ve uğraşı terapisti) bu tarz problemler yaşayan kişilerin yapmaya ihtiyaç duydukları, yapmak istedikleri ya da farklı kişiler tarafından yapmaları beklenen uğraşları gerçekleştirebilme yeteneklerini kazanmaları veya bu yeteneklerini artırmaları için insanlarla ve topluluklarla çalışırlar. Ergoterapistler bu çalışmalarda genellikle ya uğraşlarını değiştirirler ya da çevreyi değiştirerek kişilerin tedavi sürecini hızlandırmaya çalışırlar. Ergoterapi kişi merkezli bir sağlık mesleği olduğu için ergoterapistler bire bir kişilerle, gruplarla veya  topluluklarla işbirliği içinde çalışabilmek için gerekli bilgi, birikim ve deneyime sahip olmalıdır. Üniversitelerde alınan ergoterapi eğitimi de bunu hedefleyerek öğrencilerine tıbbi, sosyal davranışsal, psikolojik, psikososyal ve ergoterapi bilimi alanlarında kapsamlı bir eğitim vermelidir.

Ergoterapistler aynı zamanda herhangi bir fiziksel rahatsızlığa da bağlı olmaksızın bir nedenden veya bazı nedenlerden dolayı toplum tarafından dışlanmış veya katılımı kısıtlanmış olan kişilerle de çalışır. Bu nedenlerden biri; sosyal ya da kültürel azınlık bir grubun destekçisi olmak veya direkt bu gruplardan birinde yer almak olabilir.

Kişiler olumlu bir sonuç alabilmek için ergoterapi sürecine aktif şekilde katılmalıdır. Danışan merkezli bir sağlık mesleği olduğundan dolayı terapi sonrasında kişiler üzerinde görülen sonuçlar da çeşitli olacaktır. Terapi sonrasında kişilerin aktivite performansındaki yeteneğinin artış durumu, aktiviteye katılımından dolayı kişide oluşan memnuniyet durumu ölçülür.

DUYU BÜTÜNLEME TERAPİSİ

Duyu bütünleme, kişinin vücudunu çevreye uygun bir şekilde kullanmasını mümkün kılan bir nörolojik işlemdir. 1972 yılında A. Jean Ayres tarafından tanımlanmıştır. Başka bir deyişle, kişinin vücudundan ve çevresinden gelen duysal, yani duyuyla alınan bilgileri organize etme becerisidir.
Duyu bütünleme, beyin, davranış ve öğrenme ilişkileri üzerine odaklanır. Dolayısıyla duyu bütünleme ile öğrenme arasında bir bağlantı vardır. Duyu bütünleme bozukluğu yaşayan bireylerde, öğrenme ve davranış, normal dışı bir gelişim seyri gösterir. Bu sebeple çocuklardaki problemin sebebinin duyulardan mı duygulardan mı kaynaklandığının tespiti çok önemlidir. Ve bu tespit aşamasında en büyük görev uzmanlara düşer. Duyu ya da duygu kaynağının ayrımı sonrasında hedefe ulaşmak daha efektif ve kolay olacaktır. 
Öğrenmenin temelinde yer alan ve duyu bütünleme bozuklukları arasında en çok problem görülen duyular; vücudumuzun denge merkezi olan vestibuler duyu, kas eklem sistemimiz olan ve özduyum da diyebileceğimiz proprioseptif duyu ve iç organlarımızdan aldığımız uyaranları vücudumuzdan beynimize gönderen interoseptif duyu, yani içsel duyudur. Bu duyuların terapi düzeyinde desteklenmesi sonucunda öğrenme, davranış ve sosyalleşme alanlarında fark olacaktır.

Nedenleri

Genetik faktörler, değişen yaşam koşulları, şehirleşmenin artması ve şehirleşmenin sosyalleşmenin önüne geçmesi, park ve sokakların olmaması son yıllarda bu sorunu yaşayan çocukların artmasında en önemli etkenler arasındadır. Zihinsel olarak normal gelişim gösteren çocuklarda da duyu bütünleme sorunları gözlenebilir. Daha çok evde kapalı büyüyen, teknolojik cihazlarla erken yaşta tanışan ve etkileşim temelli oyun oynanmayan çocuklarda daha sık görülür.

Tedavi Alanları

Duyu Bütünleme Terapisi’nin tedavi alanları; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, dil ve konuşma sorunları, öğrenme bozukluğu, normal dışı gelişim, gelişimsel koordinasyon bozukluğu, otizm, down sendromu, cerebral palsy, yeme sorunları, uyku sorunları ve sosyalleşme sorunları.
Duyu Bütünleme Terapisi pediatrik fizyoterapi ve ergoterapi hizmetlerinden biridir. Uygun tedavinin belirlenmesi ile genellikle olumlu sonuçlar elde edilir.

DUYUSAL VE MOTOR GELİŞİM TAKİBİ

Normal gelişim gösteren çocuklarda duyusal gelişimin ve destek olunması gereken motor becerilerin tespiti ve uygun fiziksel aktivite programın belirlenmesini kapsayan takip programıdır. Çocuklarda şu alanlarda gelişim düzeylerini değerlendiriyor ve takip ediyoruz:

  • 0-1 yaş duyu gelişim (Duyusal keşif)
  • 1-3 yaş duyu-motor gelişim (Öz bakım becerileri ve günlük yaşam becerileri)
  • 3-5 yaş algı-motor gelişim (Motor planlama ve olay sıralama)
  • 5 yaş ve üzeri bilişsel-entellektüel gelişim (Davranış ve öğrenme)

Kurumumuzda ayrıca prematüre bebeklere, düşük doğum ağırlıklı bebeklere ve çoğul doğum ile dünyaya gelen bebeklere fizyoterapi değerlendirmesi yapıyoruz ve ihtiyaç durumuna göre terapi programı hazırlıyoruz.

GELİŞİMSEL TAKİP ve DEĞERLENDİRME TESTLERİ

Denver Gelişimsel Tarama Testi(DGTT)
     0-6 yaş arasında bulunan normal gelişim ve sınırdaki bebek ve çocuklara uygulanan bir gelişim testidir. Gelişimsel olarak şüpheli durumları saptamak ve gelişim seyrini takip etmek için belirtilen yaş grubuna yönelik olarak oluşturulmuştur. Bu testte amacımız çocuğun yaşına uygun becerilerini değerlendirmektir. Gelişimsel sorunlar yaşayan okul öncesi dönem çocuklarının erkenden belirlenebilmesi için önemli fırsat sağlayan Kişisel – Sosyal, İnce Motor, Dil ve Kaba Motor olmak üzere 4 alanda 134 maddeden oluşan bir testtir.

  • 4 alt bölümden oluşur.
    1. Sosyal ve Öz Bakım Beceriler
    2. İnce Motor Beceriler
    3. Kaba Motor Beceriler
    4. Dil Becerileri alt alanlarında değerlendirmektedir.
  • 3 temel alanda değerlidir:
    1. Sağlıklı gözüken çocuklarda olası sorunları saptanması,
    2. Gelişimsel gerilik olduğundan kuşkulanılan işlevleri saptaması,
    3. Riskli bebekleri (örneğin doğum öncesi sorunlar, düşük doğum ağırlıklı ya da erken
    doğmuş, çoğul gebelikler, ailede gelişimsel sorunu olanlar, yardımcı üreme teknikleri
    ile doğan bebekler v.b.) izlemede kullanılabilmesi.

Ankara Gelişim Tarama Envanteri(AGTE)
AGTE; özellikle gelişimsel gecikme ve düzensizlik açısından değerlendirildiğinde, risk altında olduğu düşünülen bebeklerin ve çocukların mümkün olabildiğince erken dönemde tanınması ve de gerekli tedbirlerin önceden alınabilmesini mümkün hale getirmektedir. Ankara gelişim tarama envanteri, tanı koyma amacını karşılamamaktadır. Bu sebeple tanı koyma noktasında kesinlikle kullanılmamaktadır. Ankara Gelişim Tarama Envanteri Testi, 0 ila 6 yaş arasındaki bebeklerde ya da çocuklarda tercih edilmektedir. 0 – 3 aydan başlayarak; 48 – 72 ay dilimine kadar aylık periyotlarda değerlendirmektedir. Ancak özellikle riskli olduğu düşünülen kritik dönemlerde,

  • 0 ay – 6 ay
  • 12 ay – 18 ay
  • 2 yaş – 3 yaş
  • 5 yaş – 6 yaş arasında kesinlikle uygulanması önerilmektedir. 

AGTE aracılığı ile 0 yaş ila 6 yaş aralığında olan çocuğun gelişimi 4 ayrı alt alanda incelemeye alınmaktadır.
Bunlar;
1. Kaba motor gelişimi (vücuttaki büyük kasların kullanılmasını gerektiren emekleme, oturma, yürüme, zıplama, koşma ve benzeri eylemler)
2. İnce motor gelişimi (küçük kasların kullanımı ile birlikte dikkat ve kontrolün birlikteliğini gerektiren iki parmak arasında bir şey tutma, kalem ile bir şeyler yazıp çizme, avuç içini kullanarak kavrama ve benzeri eylemler)
3. Dil bilişsel gelişimi (ilk sözcüğün söylenme zamanı, kelimelerin doğru söylenişi, seslerin doğru bir şekilde çıkarılması gibi eylemler)
4. Sosyal gelişimi ve öz bakım becerilerinin gelişimi (kaşık – çatal kullanma, yardımsız bir şekilde tuvalet ihtiyacını giderebilme, ev işlerine yardım etme, kıyafetleri giyip çıkarabilme, diş fırçalama ve bunun gibi eylemler) şeklinde listelenebilir.
Bu değerlendirme eğer mümkün ise anne-baba ve çocuğun bir arada olduğu bir ortamda yapılır. Uygulayıcı tarafından anne-babaya yöneltilen soruların yanı sıra çocuk da aynı zamanda gözlem altına alınmaktadır. Adım adım çocuğun sahip olduğu her beceri değerlendirmeye alınmaktadır.

Bebeklerde Duyusal Fonksiyon Değerlendirme Testi (TSFI)

Bebeklerde duyusal fonksiyon değerlendirme testi; duyusal fonksiyonların duygusal, davranışsal, sosyal ve motor alandaki bağlantılarının öğrenildiği, fizyolojik, gelişimsel ve davranışsal perspektiften sonuçlar elde ettiğimiz bir testtir. Bebeklerde duyusal işleyişi değerlendiren çalışmalarda, değerlendirme kriterlerine uyan üç ölçme aracından birisi BDFT’dir. Bu test aynı zamanda erken dönemde görülen zorlukların, duyusal-davranışsal-duygusal-
fizyolojik nedenlerini ayırt etmemizi sağlar. Gelişimin kritik periyotlarında yeterli ve uygun duyusal uyaran almayan  bebeklerin beyninde duysal işlemleme ile ilgili anormallikler ve davranışsal bozukluklar meydana gelir. Bir gelişim evresini tamamlamadan diğer gelişim evresine geçilemeyeceğini bilmek ve her gelişim evresine uygun sosyal ve fiziksel çevreyi düzenlemek için bu test oldukça önemlidir.

BDFT’de Değerlendirilen Kriterler;

  • Dokunsal Derin Basınca Tepki
  • Uyumsal Motor Fonksiyonlar
  • Görsel Dokunsal Entegrasyon
  • Oküler-Motor Kontrol
  • Vestibüler Uyarana Tepki

Normal gelişim gösterdiği düşünülen düzeltilmiş 24 ay ve altındaki bebekleri gelişimsel olarak tarayan bu test; 24 maddeden oluşup, 20 dakikada tek seferde yapılmaktadır.

Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDİL)

TEDİL, Test of Early Language Development (TELD-3) dil gelişim testinin Türkçe’ye uyarlamasıdır. Test, bireysel olarak yönetilen, norm referanslı ve 2 yaş 0 ay ve 7 yaş 11ay arasındaki çocukların alıcı ve ifade edici sözel dil becerilerini ölçmeyi amaçlayan bir testtir(Hresko ve ark., 1999). Test sonuçları erken dönemde dil bozukluğu olan çocukları tanılayabilme, dil gelişimlerinin zayıf ve güçlü yanlarını gösterme, gelişim sürecine dair bilgi verme ve araştırma yapma gibi amaçlarla kullanılabilmektedir.

TEDİL A ve B olmak üzere paralel formlardan oluşmaktadır. Her bir form Alıcı ve İfade Edici olmak üzere iki alt testi içermektedir. Bu alt testler dilin anlambilgisi, biçimbilgisi ve sözdizimi alanlarını ölçen maddelerden oluşmuştur. Her bir formda toplam 76 madde bulunmaktadır. Bu maddelerin bir kısmında resim gösterme veya betimleme diğer bir kısmında ise sözel yönergeleri yerine getirme ve sorulara sözel olarak yanıt verme işlenmektedir.

TEDİL’in beş amacı bulunmaktadır:

(a) erken dil becerilerinin gelişimi bakımından yaşıtlarından önemli ölçüde geride kalmış çocukları belirlemek ve bu sayede erken bir müdahale almasını sağlamak,

(b) bireysel olarak sözel bakımdan kuvvetli ve zayıf olan yanları belirlemek

(c) çocuğun olası alacağı bir dil terapisinde programı ve süreci belirlemek

(ç) erken çocukluk döneminde dil becerilerini araştırma için bir ölçek olarak hizmet etmek

(d) diğer değerlendirme tekniklerini desteklemek

NÖROGELİŞİMSEL PROBLEMLERİN TEDAVİSİ

Normal dışı gelişim gösteren nörolojik altyapılı çocuklar için geliştirilmiş terapi programlarını içerir. Cerebral Palsy sorunu, genetik sendrom ve nöromotor bozukluklar gibi sebeplerle normal dışı gelişim gösteren çocuklarda fizyoterapi ve ergoterapi tedavileri uygulanır. Bu tedavilerde; motor becerileri, ev ve okul ortamları da dahil günlük yaşam alanlarının düzenlenmesi, günlük yaşam becerilerinin gelişimi, iletişim ve sosyal becerilerin gelişimi gibi alanlarda destek programı sağlanır.

DİL ve KONUŞMA TERAPİSİ

Çocuklarda ve erişkinlerde konuşma, dil, iletişim, yutma bozukluklarının yönetimi ve tedavisi ile ilgilidir.

BOBATH(NÖROGELİŞİMSEL TERAPİ) TERAPİSİ

Geçerliliği bilimsel olarak kanıtlanmış ve günümüzde en çok uygulanan nörogelişimsel tedavi yaklaşımıdır. 1940’lı yıllarda Fizyoterapist Berta Bobath ve eşi Nöropsikiyatrist Karel Bobath tarafından uygulanmaya başlamış olan bu terapi yöntemi, halen gelişmeye açık olan bir yaklaşımdır. Bertha Bobath, “Biz hareketi öğretmiyoruz, hareketi mümkün kılıyoruz” sözüyle tedavi yaklaşımlarını özetlemiştir. Hareketin teşvik edilmesi ve doğru tutuş pozisyonlarının sağlanması ile Bobath Terapisi’nin çocuğun doğasına en yakın tedavi şekli olduğu belirtilir.

Bobath Terapisti, Cerebral Palsy’li çocuklarda sorunun kaynağı olan merkezi sinir sistemi üzerine yoğunlaşır. Çocuğun merkezi sinir sistemini, normal motor gelişim basamakları ile karşılaştırarak çocuğun ihtiyaçlarını belirler. Bobath Terapisti için normal motor gelişim kadar kas tonusu, refleksler, anormal hareket paternleri, duyusal sorunlar, algı ve hafıza gibi parametreler de çok önemlidir. Bu terapide ortez ve adaptif yardımcı cihaz kullanımı çok önemlidir. Bu sayede muhtemel kas sorunlarının azaltılması sağlanır.

Ailenin de dahil olduğu ekip çalışması, bu terapide çok önemli ve etkilidir. Aile, çocuğun gelişim basamakları için ihtiyaç duyduğu eğitimi mutlaka evde de devam ettirmelidir.

Bobath Terapisi’nin ileri aşamasında tedavi; havuz terapi, duyu bütünleme terapisi, atla terapi, kinesiotape ve theratogs gibi yöntemlerle desteklenir.

Kurumumuzda Bobath Terapisi, Bobath Terapisti ünvanı almış olan deneyimli fizyoterapistler tarafından uygulanır.

VOJTA TEDAVİSİ

Çekoslavakyalı Çocuk Nöroloğu Vaclav Vojta’nın, 1954 yılında Spastik Diparez sorunu olan bir çocukta denediği bazı uyarıların, çocuğun spastisitesinde değişiklik yaptığını gözleyerek başlattığı bir tedavi yöntemidir.

0-1 yaş arası gelişimi inceleyen Nörolog Vaclav Vojta, bu süreçteki gelişimsel refleks ve hareketleri tespit etmiş, böylece hareket sistemindeki gerilikleri teşhis etmeye yardımcı olan erken tanı yöntemini ortaya atmıştır. Kinezyolojik olarak yaptığı incelemeler sonunda bir bebek için şu gelişim evrelerini tespit etmiştir: 1. Altıncı ayda çift taraflı dönme 2. Sekizinci ayda emekleme 3. Onbirinci aydan itibaren ayakta durmanın başlaması (vertikalizasyon).

Nörolog Vaclav Vojta, böylece 1 yaşın altında tanı konulma ile ilgili öncülük etmiştir. Santral Koordinasyon Bozukluğu Tanısı ile hafiften ağıra doğru çocuklarda ileride yaşanacak motor gecikme ve hareket bozukluklarının olabileceğini rapor ederek, erken tedavi olarak Vojta yöntemini önermiştir. Tedavi, duysal uyarıların aktive edilmesi sonucunda vücutta bazı refleks reaksiyonlar ortaya çıkarma prensibine dayanır.

Nörolog Vaclav Vojta, sonraki yıllarda okul ve okul öncesi çocuklarda birtakım kas manipülasyonları ortaya çıkarmış, daha sonra çalışmalarına Almanya’da devam etmiştir.

Vojta Tedavisi’nin uygulandığı alanlar

1. Basit motor gerilikler,
2. Cerebral palsy,
3. Asimetrik vücut gelişimleri,
4. Doğumsal kol felçleri,
5. Doğumsal boyun eğrilikleri,
6. Kromozom bozuklukları (Down sendromu, diğer sendromlar),
7. Omurga açıklığı (Spina bfida),
8. Kaza sonrasında oluşan felçler,
9. Yetişkin hemipleji (Yarım felç).
10. Doğumsal kas hastalıkları ve vücut bozuklukları (Skolyoz, düşük ayak deformitesi vb)

FLOORTIME PROGRAMI

Floortime; otizm spektrum bozukluğu, down sendromu, dil ve konuşma bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, gelişimsel gerilikler, duygusal ve dürtüsel sorunları olan çocuklar ve onların aileleri için geliştirilmiş bir programdır.
Çocuk Psikiyatristi Dr. Stanley Greenspan’ın “yerde oyun” adını verdiği bu yaklaşımın temel hedefi; ebeveynlerin çocuklarını tanıyıp onlar ile doğru iletişim kurabilmelerini sağlamak ve günlük yaşamda karşılarına çıkan kısıtlılıklarla baş edebilmelerini kolaylaştırmaktır.

DIR MODELİ

DIR modeli, Floortime tekniğinin yapı taşlarından biridir. Temel hedefi çocuğun sosyal, duygusal ve düşünsel becerilerinin temellerini sağlam atmaktır. DIR modeli ile çocuk için şu üç detaylı değerlendirme ve müdahale programı geliştirilmesi sağlanır:

1 – Gelişimsel Bölüm (Development)

Gelişimsel bölümde altı tane fonksiyonel duygusal gelişim basamağı vardır. Çocuk bu basamaklara göre değerlendirilir ve uzmanın gelişimsel olarak hangi basamakta olduğunu görmesini sağlar. Bu altı basamak; regülasyon ve dikkat, birliktelik sağlama, iki yönlü iletişim sağlama, kompleks sosyal problemleri çözme ve davranışların organizasyonu, düşüncelerin temsil edilmesi ve soyut düşünmedir.

2 – Bireysel Farklılıklar Bölümü (Individual Differences)

Her çocuğun duygusal açıdan çevresinden aldığı uyaranları işlemesi farklıdır. Bir çocuk seslere karşı aşırı duyarlı veya duyarsız olabilir. Bu bölümde çocuğun duyusal olarak çevresine nasıl cevap/karşılık verdiğine bakılır ve bunları göz önünde bulundurarak çalışma programı hazırlanır.

3 – İlişki Temelli Bölüm (Relationship Based)

Eğitmenlerin ve ebeveynlerin çocuğun duygu durumu, gelişimsel seviyesi ve birey farklılıklarına göre çocukla iletişime geçmesidir. Kurulan bu etkileşimle çocuk, zamanla fonksiyonel ve duygusal gelişimde mesafe kat etmeye başlar.

ÖZEL EĞİTİM

Özel eğitim; yaşıtlarından belirgin derecede farklılık olduğu tespit edilen çocuk veya gencin gelişmesini ve öğrenmesini destekleyen bir eğitim programıdır. Özel eğitimde; bilişsel, duygusal, fiziksel ve sosyal farklılıkları olan çocuk ve gençlerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir program izlenir. Normal eğitim teknikleri ile beraber özel eğitim yöntemleri uygulanarak çocukların kendi potansiyellerini yakalamaları sağlanır. 
Özel eğitimin tedavi alanları; otizm, down sendromu, diğer sendrom hastalıkları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, bilişsel gelişim alanında yaşanan sorunlar, duygusal alanda yaşanan sorunlar, dil ve iletişim problemleri, travmatik beyin hasarı, okuma güçlüğü (disleksi), yazma güçlüğü (disgrafi), matematikle ilgili zorluk (diskalkuli), travmatik beyin hasarı, öğrenme alanında yaşanan güçlüklerin tamamı, travmatik beyin hasarı ve ortopedik bozukluklardır.
Özel eğitim ile; gelişimsel farklılık gösteren çocukların, gündelik hayatla ilgili ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve öğrenme ile ilgili becerilerini kazanabilmesi hedeflenir.
Özel eğitimde amaç, çocuğun gelişim ve öğrenme basamaklarında en yüksek oranda yarar görmesini sağlamaktır. Özel eğitim gereksinimi duyan çocukların yeterli ve etkili özel eğitim almaları, ileride eğitim hayatında, iş yaşantısında ve diğer sosyal alanlarda olumlu katkılar sağlar.
Üniversitelerin lisans ve yüksek lisans özel eğitim bölümlerinden mezun olan kişiler özel eğitim desteği verebilirler.

DURUŞ BOZUKLUKLARI

Postürde meydana gelen sorunlar, duruş bozukluğu adı altında değerlendirilir. Hatalı duruş alışkanlıkları, ruhsal durumlar sonucu bedende oluşan sorunlar (somatizasyon) ve bedendeki anomaliler duruş bozukluğuna neden olabilir. Omurga eğriliği olarak bilinen skolyoz da bir duruş bozukluğudur. Duruş bozukluklarında en sık görülen belirtiler; omuz ağrıları, kol ağrıları, bel ağrıları, kas yorgunluğu ve kuvvetsizliği, bacak ağrıları, diz veya ayak bileği ağrıları, sinir sıkışmaları, kasların ve bağ dokuların gerilmesidir.

Kurumumuzda belli başlı duruş bozuklukları içinde yer alan lordoz (belde oluşan kavis), posterior pelvic tilt (Kalçanın içe gömülmesi) ve kifoz (kamburluk) tedavileri yapılmaktadır.

Skolyoz Tedavileri

Skolyoz, omurganın değişikliğe uğraması ile meydana gelen eğriliktir. Travma, kas hastalıkları ve doğumsal gelişim bozuklukları gibi çeşitli nedenlere bağlı olduğu belirtilse de skolyoz sorunlarının oldukça büyük bir kısmında neden bilinmez. Skolyozda omurga eğriliği ilerleyebilir, aynı kalabilir veya düzelebilir. Skolyoz tedavisinde cerrahi dışındaki tedaviler konservatif yöntemlerdir.

Skolyoz tedavisinde; bebeklik döneminde yapılan Vojta tedavisi, akupunktur ve schroth tedavileri gibi fizyoterapi yaklaşımları uygulanabilir. Kurumumuzda skolyoz tedavileri olarak Vojta Tedavisi ile beraber şu terapi uygulamaları sertifikalı fizyoterapistler tarafından yapılmaktadır:

3 Boyutlu Schroth Skolyoz Terapisi

Skolyoz omurganın ön-arka, yan ve tepeden olacak şekilde 3 düzlemde değişikliğe uğradığı bir deformite sorunudur. Dolayısıyla tedavilerde de bu 3 düzlemde düzeltici egzersizler uygulanmalıdır. İşte 3 boyutlu tedavi yaklaşımında, omurganın bu 3 düzlemde düzeltici etkisi hedeflenir. 3 boyutlu egzersizlerin temelini, 1920’li yıllarda geliştirilmiş olan Schroth yöntemi oluşturur. Schroth Terapisi, üzerinde en çok çalışma yapılan etkili bir skolyoz tedavi yöntemidir. Almanya’da geliştirilmiş olan Schroth yöntemi, Amerika ve Avrupa’da kabul görmüş bir tedavidir. Schroth yöntemi ile uygulanan egzersizler arasında solunum egzersizleri, proprioseptif uyarılar, doğru duruşu öğrenme ve koruma, farklı denge ve hareket egzersizleri ile eğrilik tarafını düzeltme, denge ve normal hareketi kazandırma egzersizleri vardır. Ayrıca tedavide postür düzeltme ile beraber günlük aktivitelerde doğru postürü koruma amaçlanır. Aile ile işbirliği, tedavide büyük önem taşır. Kurumumuzda 3 boyutlu skolyoz tedavileri arasında yer alan Barcelona Schroth Terapisi (BSPTS) ve Lyon Konsepti de uygulanmaktadır.

Barcelona Schroth Terapisi (BSPTS)

Bilişsel, duyu motor ve kinestetik çalışmalar ile omurga eğriliğini düzeltmeyi amaçlayan bir tedavidir. Bu terapide, postürün tedavisinden sonra hem hastaya ve aileye koruma ile ilgili bilinç kazandırılır hem de günlük yaşamla ilgili farkındalığın kazandırılması sağlanır.

Lyon Konsepti

Dünyadaki en eski metottur. 3 boyutlu skolyoz terapisinde korsenin de dahil edildiği egzersiz tekniğidir.

KLİNİK PİLATES PROGRAMI

Pilates bel, sırt, basen, kalça ve bacak bölgesindeki kasların sıkılaşmasına yarayan bir egzersiz yöntemidir. Kendi sağlık sorunlarının üstesinden gelmek adına Hubertus Joseph Pilates tarafından (1912 yılında) geliştirilmiş fiziksel bir aktivitedir. Pilatesten yarar görmek için, egzersiz sırasında doğru nefes ve odaklanma çok önemlidir. Bunun yanı sıra pilates yapan kişi; vücut, zihin ve ruh dengesini sağlamak adına uygun beslenme, düzenli uyku, temiz ve güneşli havada bol hareket gibi bir hayat tarzının uygulandığı bütünsel bir yaklaşımı benimsemelidir. Tüm bu dikkate alınması gerekenlerin bütününe, aslında pilates kültürü denilebilir.

Günümüzde tüm dünyada en popüler egzersiz yöntemleri arasına girmiş olan pilates kavramını fizik tedavi ve fizyoterapiye ilk entegre eden kişi ise Ortopedi Uzmanı Dr. Henry Jordan’dır (1940 ve sonrası).

Fizyoterapi rehabilitasyonlarında koruyucu egzersiz olarak kullanılan klinik pilates; duruş bozukluklarına, eklem ağrılarına, kronikleşmiş bel, boyun ve sırt ağrılarına yardımcı olur. Standart fizik tedavinin arkasından tamamlayıcı tedavi olarak da kullanılır. Ayrıca obezite hastalığı veya yumuşak doku romatizması olan bireylerde de etkili olan bir tedavi yöntemidir. Kemik sağlığı ve osteoporoz ile ilişkili sağlık risklerinin önlenmesinde de kullanılır. Klinik pilates, tüm günü masa başında geçiren ve dolayısıyla da omurganın yanlış kullanımından kaynaklı sırt, bel ve boyun ağrıları yaşayan ofis çalışanları için de önerilir. Hiçbir sağlık sorunu olmayan ve ilk kez pilatese başlayacak olan bireylerde de muayene sonrasında kişiye özel belirlenen klinik pilates uygulanabilir.

KADIN SAĞLIĞI FİZYOTERAPİSİ

Kadınların yaşam boyu çeşitli dönemlerinde tedavi ve eğitimini kapsayan fizyoterapi alanlarından biridir. Kurumumuzda bu alanla ilgili tedavi başlıkları şunlardır:

– Kadınlarda hamilelik, doğum ve doğum sonrası dönemle ilişkili kas iskelet fonksiyonlarının önlenmesi,
– Hamilelik, doğum, emzirme dönemi ve bebek bakım sürecinde ortaya çıkan kas iskelet sistemi ve ortopedik ağrıların değerlendirme ve tedavisi,
– Emzirme ile ilişkili sorunlarda destek ve ergonomi içeren bakım,
– Sezaryenle doğum sonrası rehabilitasyon,
– Kronik pelvik ağrısını önleme ve tedavi,
– Endometriozis hastalığına bağlı pelvik taban kas problemlerinin tedavisi,
– İdrar kaçırma, mesane ağrısı ve üretral ağrı tedavileri,
– Stresle ilişkili hastalıklarda mental sağlığı iyileştirmeye yarayan fiziksel stratejiler (gevşeme teknikleri),
– Fibromiyalji tedavisi,
– Menopoz sürecindeki değişiklikler için hazırlık ve tedavi,
– Sağlıklı yaşlanma desteği.